15 Ocak 2012 Pazar

Felsefenin Anlamı

ÜNİTE I:
A-FELSEFE’NİN ANLAMI:
Felsefe; phila=bilgi ile sophia=sevgi kelimelerinin bileşiminden oluşan ve bütün olarak ‘’bilgi sevgisi’’ anlamına gelen Grek kökenli bir sözcüktür. Öğrenme isteği içindeki insanın; soru sorma, sorgulama ve akıl yürütme yeteneğinin bir sonucudur. Bu açıdan Filozof da; öğrenme isteği ve çabası içindeki kişi demektir.
İnsanoğlunun bilgi arayışına girmesi; yaşadığı doğal ortam karşısındaki yetersizliğini, akıl ve zihin imkânlarını kullanarak aşma ihtiyacının bir sonucudur. Bu ihtiyaç, kendini ve içindeki yaşadığı dış dünyayı tanıma zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır.
İçinde bulunulan ortamdaki varlık ve olayların çeşitliliği, bunların incelenmesi sonucu ortaya çıkan bilgileri de çeşitli hale getirmiştir.
1.Bilgi’nin Tanımı:
Bu arayışta tarafların ne olduğu sorusuna gelince, karşımıza iki unsur çıkar. Başta; bilen ya da anlamaya çalışan ve bu konuda azim ve gayret içindeki insan(süje) ile, anlaşılma ihtiyacı içinde olunan dış dünyanın soyut-somut, canlı-cansız her türlü varlık ya da olay(obje=nesne)’dır. Kısaca söylersek Bilgi; anlamaya çalışan süje(kişi) ile anlaşılmaya çalışılan obje(nesne) arasındaki anlamlı etkileşimin sonucudur.
Felsefi anlamda bilgi’nin ortaya çıkışı ise, duyular yardımıyla elde edilen izlenimlerim akıl ve mantık yardımıyla yorumlanmasına dayanır. Bu yönüyle Felsefe tamamen kişisel bir çalışma olup, sonuçları bakımından da öznel(kişisel)’dir.
Felsefe, insanlık tarihinin bilinen en eski öğrenme çabasıdır. Bu yönüyle, henüz bilimler oluşmadan önce ortaya çıkmış ve ilerleyen zamanlarda ise bilimlerin şekillenmesine öncülük etmiştir.
Felsefe, bilinmeyeni bilinir hale getirme konusunda istekli ve gayretli filozoflar sayesinde gelişmiş ve günümüze kadar gelmiştir. İnsanoğlunun merak edeceği konular var oldukça, Felsefe de varlığını sürdürecektir.
Bu nedenle Felsefe, bazı filozofların dediği gibi‘ yolda olmak’’tır. Varmak dediğimizde ise, artık, kesin sonuçlara ulaşmış olan bilimlerden söz ederiz.
2. Bilgi Türleri:
Varlıklar dünyasındaki nesnelerin özelliklerine, onları anlamayı sağlayan zihin bağlarına(akt) ve kullanım amacına göre bilgiler çeşitli türlere ayrılmıştır. Biz burada dersimizin asıl konusu olan felsefi bilgi de arasında olmak üzere, sırayla 6 bilgi türünü inceleyeceğiz.
a)Gündelik Bilgi:
Adından da anlaşıldığı gibi; kişinin gündelik yaşantısı içinde, tamamen rastlantısal olarak elde ettiği ve sebep-sonuç ilişkisine dayanan bireysel deneyimleridir. Bu yönüyle kapsamlı olmayan teknik bilgi de sayılır. Sonuçları bakımından da, tamamen göreceli ve rastlantısaldır. Bilginin başarısı ve doğruluğu kesin değildir. Geçmişte bazı bitkilerden tedavi amaçlı yararlanılması, mevsimsel değişikliklerin havadaki görünümlere bakarak tahmin edilmesi gibi. Bunlara güvenerek hayatı düzenlemeye çalışmak tutarlı bir davranış olmaz. Çünkü genel-geçer sonuçlar içermezler. 30 kişilik bir sınıfta 3 öğrenciye soru sorarak, alınan sonucu sınıfı genel durumu olarak değerlendirmek, gibi.
b)Bilimsel Bilgi:
Seçilmiş özel ve bir tek konuyu, yine sadece kendisine ait yöntemlerle inceleyerek elde edilen sistemli, tutarlı ve düzenli bilgilerdir. Ele aldığı konuların kapsamı ve özelliği açısından düşünüldüğünde, bilgi türleri içersinde en geniş çerçeveye sahip olanıdır. İncelenen konu bakımından da, elde edilen sonuçları bakımından da nesnel(objektif) ve genel-geçer bilgilerdir. Bu nedenle Bilimsel bilgi, 3 genel başlıkta incelenmiştir:
b–1) Formel Bilimler: Duyularla algılanıp değerlendirilme imkânı olmayan soyut kavramları inceleyen bilimsel alanlardır. Sadece; kavramlarla ilgilenen Mantık ile sayılarla ilgilenen Matematik’i bu grupta olarak kabul ediyoruz. Ele alınan kavramların nesnel(somut) karşılıkları olmadığı için, bu bilimler sadece soyut form(biçim)’larla ilgilenir. İçerikle ilgilenmezler.
b–2) Doğa(Tabiat) Bilimleri: Dış dünyada olup-biten ve duyularla algılanabilen somut varlık ya da olayları inceleyen en kapsamlı bilimsel bilgi alanıdır. Somut varlıkların nesnel olarak incelenmesine dayandıkları için de, sonuçları genel-geçer(ortak) ve güvenilirdir. Fizik Bilimleri veya Fen ve Tabiat Bilimleri olarak bilinen tüm bilimler bu gruptandır. Kimya, Biyoloji, Fizik, Astronomi, Klimatoloji, Coğrafya, gibi… Bu bilimler sonuçlara ulaşmada, Determinizm=(Nedensellik-Zorunlu Gerekircilik) ilkesinden hareket ederler. Nedensellik, Doğa olayları açısından; sebep ortaya çıktığında, sonucun da kaçınılmaz olarak ortaya çıkmasıdır. En genel ve değişmez haliyle doğa bilimlerinde geçerlidir. Veya dış dünyada, benzer sebeplerin hep aynı sonuçlara zorunlu olarak yol açması demektir. Toplumsal alanda da nedensellikten söz etmemize rağmen, buradaki nedensellik doğadaki gibi kesin ve değişmez değildir. Göreceli ve değişkendir. Doğa Bilimleri deney-gözlem ve tümevarım yöntemleriyle sonuçlarını elde etmeye çalışır.
b–3) Toplumsal Bilimler (İnsan Bilimleri): İnsanı, toplumları ve genel olarak insanlığın tarihini inceleyen bilimsel alanlardır. Ele aldıkları olayları, ortaya çıktıkları zaman diliminin şartları bakımından değerlendirirler. Bu yönüyle de; somut verilere dayandıkları için bilim olarak kabul edilirler. Başta Sosyoloji olmak üzere Tarih, Ekonomi, Sosyal Psikoloji, Kültürel Antropoloji, Psikoloji, Dilbilimi, Coğrafya; bu gruptandır.
c) Teknik Bilgi: Kelime olarak san’at, beceri anlamına gelen teknik; doğadaki gizli veya işlenmemiş maddeleri ortaya çıkararak, kullanılır hale getirmek için oluşturulan bilgilerin genel adıdır. İnsan hayatını kolaylaştırmak veya güvenli hale getirmek amacıyla elde edilmişlerdir. Kaynak ve özelliğini bilip-bilmeme açısından teknik bilgiler ikiye ayrılır: Birincisi; kaynak ve özelliği bilinmeden ve bilmeye de gerek olmadan kullanılan ‘’gündelik bilgiye dayalı teknik bilgi’’, ikincisi de; kaynağı ve özelliği önceden bilinen ve bilinmesi de şart olan ‘’bilimsel bilgiye dayalı teknik bilgi’’dir. 1.si tamamen kişisel ve rastlantısal olduğundan, kaynak ve özelliğini bilmek pek gerekli değilken, 2.sinin kaynak ve özelliğini bilmek hem verimlilik, hem de güvenli kullanım açısından şarttır. Bunlar ortaya çıkama aşmasında uzun araştırma ve testlere dayandığı gibi, özelliklerini tanıma olayı kullanıcılar için de geçerlidir.
d) San’at Bilgisi: Dış dünyanın somut varlık ya da olaylarında var olduğuna inanılan soyut güzellikleri, izleyende takdir ve beğeni duyguları uyandıracak şekilde eserler ifade etmeye çalışan bilgi türüdür. Bu yönüyle hem eseri ifade eden sanatçı, hem de onları değerlendiren izleyici açısından öznel(sübjektif) bir özellik taşır. Kısacası sanatsal bilgi; akla ve kavramlara değil, yaratıcı sezgiye ve zengin bir hayal gücüne dayanır.
e) Dinsel Bilgi: Varlıklar ve olaylar dünyası ile burada geçerli olan sebeplilikleri, tamamen tanrısal bir kaynak olan vahye dayanarak açıklamaya çalışan bir bilgidir. Elde edilmesi hiçbir şekilde insan çabası gerektirmediği için, hazır bir bilgidir. Doğruluk düzeyi somut sebeplere göre değil, sadece inanca bağlı olarak belirlenir. Bilgiyi doğru kabul etmenin tek belirleyicisi İnanç’tır.
f) Felsefi Bilgi: Diğer bütün bilgi alanları konularını bölerek araştırmaya çalışırken, genel bilgi alanı olan Felsefe; herhangi bir ayrım ya da sınırlama yapmadan inceleme yapan bir alandır. Bu incelemede veri kaynağı duyuları olmakla beraber, değerlendirmeleri tamamen akıl ve mantık imkânlarıyla şekillenir. Ayrıca da sadece mevcut olanla veya nesnel olanla değil, olması gereken ve soyut olanla da ilgilenmesi yönüyle diğer bilgi alanlarından farklıdır.
Başlangıç olarak ilk ilgi alanı somut varlıklar ve olaylar dünyası olan Felsefe, bu ortamı incelemek amacıyla, Ontoloji (Varlık Felsefesi) adı verilen geniş bir araştırma alanı kurmuştur. Bu alandaki varlıkların farklı özellikler içermesi nedeniyle, 2 ayrı Varlık Felsefesi oluşturmak gerekmiştir. 1.si; gözlenebilir(somut=nesnel) varlıkları inceleyen Ontoloji(Varlık Teorisi), 2.si de; var olduğu kabul edilmekle birlikte, duyusal izlenebilirliği olmayan soyut varlıklarla ilgilenen Metafizik(Fizikötesi)’dir.
& Her durumda başlangıç itibarıyla Felsefe, insanın merak ve hayret duygusu ile soru sorma özelliğinin bir sonucudur.
Felsefe’nin Başlıca Soruları:
Varlık var mıdır, özellikleri nelerdir?
Bilgi’nin kaynağı, sınırları ve değeri nedir?
Bilimler, her şeyi açıklayarak son sınırlarına ulaşmış mıdır?
Gerçek var mıdır, varsa bilinebilir mi?
İnsan davranışını şekillendiren evrensel bir ahlak yasası mümkün müdür?
Tüm toplumların en üst düzeyde mutlu olacağı mükemmel bir devlet düzeni mümkün müdür?
Bazı varlıklara ‘’Güzel’’ nitelemesi yapmanın ölçütü nedir?
Tanrı var mıdır, yok mudur); şeklindedir.
Bu ve benzeri alanlardaki sorular, ilerleyen dönemlerde; herbiri bir soru üzerinde yoğunlaşan farklı felsefe alanlarının oluşmasına yol açmıştır.
Bu sorular da, en genel anlamda 3 büyük felsefe alanını oluşturmuştur:
*Ontoloji (Varlık Felsefesi)
*Epistemoloji (Bilgi Felsefesi)
*Aksiyoloji (Değerler Felsefesi), gibi.
İlgi alnı ve çalışma şekli bakımından Felsefe, öznel ve genel bir çalışmadır. Saptamalarındaki bu durum, onun asla bilim olmadığını ve olamayacağını göstermektedir. Soruları ortaya çıkmaya devam ettikçe, Felsefe de varlığını sürdürecektir.
Felsefi Bilgi’nin Özellikleri:
a)Felsefi bilgi, sebebi ya da özelliği henüz bilinmeyen olay ya da varlıkların araştırılmasıyla ilgilidir. İlk sebepleri araştırır.
b)Problemlerini akıl ve mantık süzgecinden geçirdiği için eleştireldir.
c)Ortaya çıkan cevaplar filozofun kişisel özellikleriyle ilgili olduğundan, öznel (sübjektif)’tir. Doğruluğu sorgulanamaz.
d)Felsefe, mevcut bilgileri yeterli görmediği için sürekli bir arayış içindedir.
e)Felsefe bilgisi sistemli, düzenli ve birleştirilmiş bir bilgidir. Konularını bir bütün olarak ele alır.
f)Felsefenin ilgi alanı çözülmemiş konular üzerine olduğundan, bilgileri kesin doğrular şeklinde değildir.
g)Felsefi bilgiler gelişerek değil, birbiri üzerine yığılarak ilerler.
h)Felsefi bilgiler herhangi bir döneme ve topluma ait olmayıp, beynelmilel ve evrenseldir.
Felsefe’de ortaya çıkan konular ve onların incelenmesi sonucu elde edilen cevaplar o kadar geniş ve çeşitlidir ki, bunlardan pek çok ilgi alanı ortaya çıkmıştır.
Başlıca Felsefe Alanlarını şöyle sıralamak mümkündür:
*Bilgi Felsefesi
*Bilim Felsefesi
*Varlık Felsefesi
*Ahlak Felsefesi
*Siyaset Felsefesi
*Sanat Felsefesi
*Din Felsefesi.
(Bu konular, dersimizin diğer temel üniteleri olarak bundan sonra yıl boyunca sırasıyla işlenecektir).
* Bilimler, tek-tek olayları inceleyerek genel sonuçlara ulaşmaya çalışmak anlamındaki Tümevarım( İndüksiyon) yöntemini kullanırken, Felsefe ise, genel bir doğruyu, tüm parçalar için geçerli saymak anlamındaki Tümdengelim (Dedüksiyon) yöntemini kullanır.
a–3 ) Karşılıklı Etkileşim:
Felsefe ile bilimler arasında benzerlik ve farklılığın dışında, birbirlerini desteklemek anlamında karşılıklı bir ilişki vardır. Bundan; Felsefe’nin oluşturduğu yeni cevapların Bilimlerin çalışma alanının geliştirdiğini, Bilimlerin belirlediği yeni soruların da Felsefe’ye yeni konular oluşturduğunu anlıyoruz.
Felsefe – Din İlişkisi:
Benzerlik:
* Her iki ilgi alanının da konusu; en genel bir çerçevede insanı, hayatı ve evreni anlayıp-açıklamaya çalışmaktır.
Farklılık:
* Felsefi bilgiler tamamıyla insan kökenli olup insan aklına ve muhakeme yeteneğine dayanırken, Dinsel kaynaklı bilgiler doğrudan doğruya soyut ve belirsiz bir kaynaktan gelir. Bu yönüyle Dinsel bilgiler hazır bilgilerdir.
Felsefe – San’at İlişkisi:
Benzerlik:
* Her ikisi de bir insan etkinliği olarak, varlıklar ve olaylar dünyasını yaratıcı sezgi ve hayal güçlerinin yardımı ile kavrayıp açıklamaya çalışır. Bu açıdan yeterli kültürel ve sezgisel birikime ulaşmış olmaları şarttır.
Farklılıklar:
* Fakat sanatçı anlık bir sezginin (ilham = esin) etkisiyle eserini bir defada ve bir bütün olarak ifade etmek zorundayken, filozoflar cevaplarını duyusal ve akılsal imkânlarına göre çok uzun ve zor bir sürecin sonunda belirlemeye çalışırlar.
* Ayrıca; filozof sadece karşısındaki ikna edecek doğrulara ulaşmaya çalışırken, sanatçılar eserlerini izleyenlerde beğeni ve hayranlık duygusu uyandırma çabasındadır.
* Felsefe insanda planlı ve disiplinli çalışma geleneği oluşmayı amaçlarken, sanatçının tek amacı haz duygusu uyandırmaktır.
2- Felsefe’nin Gereği:
a) Geçmişten-Geleceğe Felsefe:
İnsanoğlu var olduğu günden bugüne kadar ve geleceğe uzanan süreçte her zaman ilgi ve merakını çeken konular belirlemiş ve bunların nedenini-niçinini bulmaya çalışmıştır. Bu sayede hem bir takım şüphelerden kurtulmuş, hem de kendini ve içinde yaşadığı ortamı tanıyıp daha rahat ve güvenli bir ortam edinmiştir. Bugünkü anlamda bilimlerin henüz oluşmadığı o günlerde felsefi nitelikli bu çabaları olmasaydı, şu an ulaştığı düzeyi asla yakalayamazdı.
Bir insan etkinliği olan Felsefe; içinde bulunduğu ortamı ve mevcut bilgileri geniş bir çerçevede sorgularken, kendinden önceki bilgi ve fikirleri de inceler ve onlara değer verir. Dolayısıyla felsefe, hoşgörü ve evrensel düşüncenin gelişmesine katkı sağlar.
Günümüz Felsefesi artık doğa ve varlıklar dünyası ile ilgili sorunlarını az-çok çözmüş görünüyor. Daha çok, hala belirsizliğini koruyan soyut ve metafiziksel konulara yoğunlaşmıştır. Her durumda, insanoğlu yeni sorular bulmaya devam ettikçe, felsefe ile uğraşmayı da sürdürecektir.
b)Felsefe ve Metafizik:
Felsefe’nin ortaya çıktığı ilk günden beri var olan Metafizik; varlıklar ve olaylar dünyası araştırma alanında, duyuların görüp-gösteremediği fakat aklın varlığını kabul ettiği soyut kavram ve süreçlerle ilgilenen bir Varlık Felsefesi altbölümüdür. Kelime anlamı fizikötesi demek olup; bilinen somut fiziksel ortamın dışında, ötesinde olan anlamına gelir. Aristo adlı ilkçağ yunan filozofunun, fiziğe ait olanlarının grup adını belirlemek için ortaya atılmış bir kavramdır.
Bu alanda ortaya çıkan çalışma ve sonuçlarının çeşitliliği, Metafiziğin 2 farklı çerçeveye ayrılarak incelenmesi gereğini doğurmuştur.
b–1) Alanlara Ait Metafizikler: Alman düşünür İmmanuel KANT tarafından yapılmış bir gruplandırmadır. Temel anlayışı olan akılcılığı, metafiziksel değerlendirmelerinde belirleyici olarak ele almıştır. Genel olarak 3 alan üzerinde durmuştur:
*Rasyonel Kozmoloji (Akılcı Evrenbilim):Evrendeki varlık ve olayların köken amaç ve özelliklerini, tamamen akılcı bir yaklaşımla incelemeye çalışmıştır.
*Rasyonel Teoloji (Akılcı Tanrıbilim=İlahiyat):Tanrısal konuları, hayatın amacını, evrendeki sebeplilikleri, akla bağlı kalarak değerlendirmeye çalışmıştır.
*Rasyonel Psikoloji (Akılcı Ruhbilim):Kapalı bir kavram olan ruhu ve ruhsal etkileşimleri akıl ve mantık ilkelerine dayanarak açıklamaya çalışmıştır.
*Rasyonel Etik (Akılcı Ahlakbilim):Ahlaksal ve kültürel konulara akılcı bir yaklaşım getirmiştir. Görev veya ödev ahlakı gibi.
b–2) Sistem Felsefelerine Ait Metafizikler:
Bunlar da birinciler gibi akılcı, yapma ve kurmacadır.
*Tarihsel Materyalist (Maddeci) Metafiziği – Karl Marx
* Geist (Mutlak Ruh)Metafiziği – Wilhelm Friedrich Hegel
*İsteme (İrade)Metafiziği – Arthur Schopenhauer
*Çift Cevher (Töz)Metafiziği – Rene Descartes
*Problem Metafiziği (Akıl dışılık ve çözümsüzlük üzerine) – İmmanuel Kant; gibileri başlıcalarıdır.
&İnsanoğlunun görsel ve nesnel olarak çözemediği, fakat aklını kurcalayan konu ve varlıklar olmaya devam ettiği sürece; metafizik de bir Varlık Felsefesi alanı olarak varlığını sürdürecek gibi görünüyor.

B-FELSEFE’NİN ÇEŞİTLİ ALANLARLA İLİŞKİSİ:
Buraya kadar, Felsefe’yi ve diğer bilgi alanlarını birlikte kısaca tanımaya çalıştık. Şimdi de Felsefe ile bazı bilgi türlerini karşılaştırarak, aralarındaki benzerlik ve farklılıkları görelim.
a) Felsefe – Bilim İlişkisi:
Felsefe ile bilimler arasında bazı noktalarda benzerlik, bazı konularda da farklılık vardır. Bir yönden aralarında karşılıklı etkileşimden söz edebiliriz.
a–1) Benzerlikler:
* Her ikisi de; hazır ve basmakalıp bilgilerle yetinmeyip, yaratıcı bir tavırla yeni doğrular arar.
* Her ikisi de konularını açıklamaya çalışırken, genel olarak akıl ve mantık ilkelerini kullanır.
* Her ikisi de, kendi bulduğu veya başkalarından gelen bilgileri eleştirip değerlendirmeden doğru olarak kabul etmez.
a–2 ) Farklılıklar:
* Felsefi açıklamaların somut ve doğal olgularla kanıtlanması şart değilken, bilimsel cevapların olgulara uyması ve desteklenmesi şarttır.
* Felsefe, konularını akıl ve mantık ilkelerine dayanarak bir bütün olarak ve genel yönleriyle incelemeye çalışırken, bilimler konularını bölümlere ayırır ve nesnel incelemelere dayalı somut cevaplara ulaşmaya çalışır.

Hiç yorum yok: