Karikatür ve Felsefe Grubu Derslerine ait herşey bu sitede..

Pages

Mitoloji Nedir? Nasıl Oluşmuştur?


Mitoloji Nedir? Nasıl Oluşmuştur?

Mitoloji kelimesi sözlükte; ‘Bir din veya bir halkın kültüründe tanrılar, kahramanlar, evren ve insanın yaratılışına dair tüm sözlü ve yazılı efsane birikiminin ve bu efsanelerin doğuşlarını, anlamlarını yorumlayıp, inceleyen ve sınıflandıran çalışmalar bütünüdür’ şeklinde açıklanmaktadır. Genel olarak bir açıklama yapmak gerekirse mitolojiler efsanevi olaylardır.
Mitolojiler daha çok; tanrıları, kahramanlıkları ve doğaüstü varlıkları kendilerine konu olarak seçmişlerdir. Birçok mitolojide konu bir ülkenin veya devletin kuruluşu ve açıklanması muhtemel olmayan doğa olaylarıdır. Genel olarak bir şeyin nasıl yaratıldığı veya nasıl meydana geldiği gibi konuları içerir.
Efsaneler ilk çıktıklarında sözlü iken daha sonralarda kaleme alınmış ve ölümsüzleştirilmişlerdir. Çoğunlukla geleneksel sözlü anlatım yoluyla ozanlar ve rahipler aracılığıyla günümüze kadar gelmişlerdir. Mitolojiler objektif bir doğruluk taşımazlar.

Mitolojilerin Oluşumları

Yazarlar arasında kesin bir uzlaşma noktası bulunmasa da, kimi yazarlar mitolojinin yaşanmış ve unutulmuş olaylar bütünü olduğunu düşünürler, kimisi tamamen bilinçaltı ve hayal gücüne dayalı olduğunu düşünürken kimi yazarlar ise toplumların kaynak bulma ihtiyaçlarını sömüren dini ve siyasi liderler tarafından teşvik edilip oluşturulduğu kanaatindedirler.

Çeşitli Mitolojiler

Mısır Mitolojisi: Eski Mısır tarihi boyunca devlet birçok tanrı değiştirmiştir. Öyle ki her köyde farklı bir tanrıya inanılmıştır. Bazen bu tanrılardan birisinin ismi değiştirilip farklı köylerde bu tanrıya tapmaya başlamışlardır. Mısır tarihindeki en ünlü tanrılar Osiris, karısı İsis ve oğulları Horus’tur.
Mısırlılar, Osiris’in öldükten sonra dirileceğine inanıyorlardı. Bu nedenle insanlarında öldükten sonra dirileceğine inanırlar ve mezarlarını görkemli bir şekilde inşa ederlerdi. Büyük piramitler güçlü kralları için yaptıkları mezarlardır. Mısırlılar, öldükten sonra dirilişe inandıkları için her mezarın içine yiyecek, ev eşyası, giysi ve çeşitli araç-gereçler koyarlardı. Kralların mezarına ise bunların yanı sıra dirildikten sonra onların hizmetini görmeleri için küçük heykelcikler koyarlardı.
Roma Mitolojisi: Romalılar doğadaki ve evdeki her şeyde yaşayan bir kutsal ruh
olduğuna inanırlardı. Örnek vermek gerekirse tarımın her evresini bir tanrı inşa etmekteydi. Bir tanrı toprağın sürülmesinden, bir tanrı ekimden diğer bir tanrı ise hasattan sorumluydu. Her evi de bir tanrının koruduğuna inanırlardı.

Romalılar, Yunanlılar ile karşılaştıktan sonra tanrılarına insan özellikleri vermeye başlamışlardır.
Yunan Mitolojisi: En önemli tanrısı Zeus’tur. Dünyayı ve gökleri onun yönettiğine inanılırdı. Zeus’un erkek kardeşi Hades ölülerin dünyası olan yeraltını ve diğer kardeşi  Poseidon ise denizi yönetmekteydi.

Zeus, Hera ile evliydi ve çocuklarının her birinin ayrı bir tanrı görevi vardı.
Hephaistos: Demirciler Tanrısı

Apollon: Güneş Tanrısı
Artemis: Ay Tanrıçası
Athena: Savaş ve Akıl Tanrıçası
Afrodit: Güzellik Tanrıçası
Ares: Savaş Tanrısı
Dionysos: Şarap Tanrısı
Henres: Tanrıların Habercisi idi.

Eski Yunanlılar tanrıların, insanların davranışlarını yönettiklerine inanırlardı. Ayrıca tanrıların sık sık normal insanlarla ilişki kurduklarına ve bazı ünlü kahramanların bir tanrı ve bir ölümlüden doğduğuna inanılırdı.



Share:

Distopya

Gelecekte olabilecek olumsuz toplumları tanımlamak için kullanılan ‘distopya’ kelimesinin kökeni eski Yunancaya dayanır. Anti – ütopya diye de adlandırabileceğimiz distopyayı oluşturan ‘dis’ ve ‘topya’ hecelerinin kökü eski yunancada ‘kötü’ ve ‘yer’ olarak yer alır.
Distopik toplumlar zulüm, terör, fakirlik, sefalet veya çok ilerlemiş teknolojinin topluma olumsuz yansımasının olduğu kurgusal toplumlardır. Bu toplumlarda ağırlıkla baskıcı, otoriter/ totaliter bir devlet sistemleri vardır. Bu kurgularda toplum çoğunlukla aşırı nüfus ile birlikte kişisel veya genel tüm özgürlüklerin kısıtlaması veya kontrol altındadır. Konuşma, düşünme, yazma veya cinsel özgürlükler gibi hakları kontrol eden yasalar vardır ve toplumdaki herkes gözetim altında yaşar. Bu yaşam sonucunda yani kişisel özgürlüklerini kaybetmiş kişiler dayanılmaz yaşam koşulları altında hayatta kalma mücadelesi verirler. Sınıf, din, kişilik, cinsellik, mahremiyet vb. her türlü konuda baskı ve kontrol vardır.
Distopik kurgu dünyalar, genellikle geçmiş zamanda yaşanan bir savaş, felaket veya devrim sonrası bu durumların üzerine kurulmuşlardır. İnsanlık çöküşüne doğru sürüklenir, yıkıma doğru gider. Yaşam ve doğa sömürülür veya yok edilen bir gelecek tasvir edilir.
Distopik kurgularda çeşitli kurgu unsurlar yer alır. Kısaca göz atarsak;
Ekolojik distopyalarda, insanlık doğa ile kısmen veya tamamen ilişkisini koparmıştır. Doğaya yabancılaşmıştır ve doğal çevrenin tamamen yok olmasına doğru giden durumlar anlatılır.
Ekonomik distopyalarda; bir yâ da birden fazla büyük şirketler toplumu ele geçirmişlerdir. Toplumu manipüle eden propaganda, reklamlar kullanırlar ve her şeye nüfus etmişlerdir. Tüm kaynaklar ve insan yaşamı da dâhil olmak üzere her şey onların sıkı kontrolü altındadır.
Siyasi distopyaların kökeninde otoriter / totaliter bir devler sistemi vardır. Bu tek ulus veya küresel bir hükümet şeklinde olabilir. Toplumdaki her şey devlet güçleri tarafından kontrol edilir, kişisel özgülük yoktur (ki bu zaten bir mittir), hiç bir şeye güven yoktur ki zaten insan hakları da yoktur. İnsan yaşamı da dahil her kaynak devletin / hükümetin kontrolü altındadır.
Spiritül distopyalarda, insanlığın inşa ettiği her şeyi yok eden değişik şekil veya boyutta bir fikir kurgusu vardır. Dünyayı tehlikeli bir ideoloji ve ya din yönetir veya tehdit eder.
Bilim ve teknoloji distopyalarında ise toplumu çöküşe götüren unsur teknolojidir. Yapay zekâ, insanları öldüren robotlar, insan hayatının en basit eylemlerinde bile kullanılan teknolojiye aşırı bağlılık şeklinde tasvir edilir.
Virüs veya genetik yapı ile oynanmış toplumlarda distopik kurgu unsurları arasında yer alır.
Yukarıda anlatılan distopik unsurlar tek başına kurgulana bildiği gibi farklı iki veya daha fazla unsurların bir arada getirilerek kurgulanması şeklinde (teknoloji unsuru ile siyasi unsur vb) farklı ve uç noktalarda distopyalar yaratılabilir.
Örnek vermek gerekirse; 1984 (George Orwell), Fahrenheit 451 (Ray Bradbury) ve Cesur Yeni Dünya (Aldous Huxley) kitapları distopik kurgu edebiyatının temel yapı taşlarındandır.
Kaynakça:
Baudou, Jacaues, (2005). Nilim-Kurgu. Ankara: Dost Yayınları
tor.com/2011/04/11/dystopian-fiction-an-introduction/
utopiaanddystopia.com/dystopia/
veronicasicoe.com/blog/2013/04/utopia-and-dystopia-the-many-faces-of-the-future/

Yazar: Funda Ergenekon
Share:

Psikolojide renkler ve renklerin etkileri

Renklerin insan davranışını ve psikolojisini önemli ölçüde etkilediği bugün kesinleşmiştir. Kanada'da bir okulda yapılan deneyde, odaların renk ve ışık düzenlerinin değiştirilmesi ile bazı öğrencilerin zeka düzeylerinin ve disiplin sorunlarının olumlu biçimde etkilendiği tespit edilmiştir. Ancak insan gözünün ışık ve rengi algılayan ağ tabakasının görme sinirleri vasıtasıyla bunu beyne ilettikten sonra beyinde nasıl fizyolojik etkiler yarattığını renk bilimciler henüz açıklayamıyor.

Aslında gözümüze gelen görüntü iki çeşit görme hücresi aracılığı ile taranır. Silindir veya çomak şeklinde olanlar ışığı, koni şeklinde olanlar ise rengi algılar. Gözümüzde 7 milyon konik ve 100 milyon kadar silindirik hücre vardır.

Renge duyarlı konik hücreler ağ tabakasının ortasında, ışığa duyarlı silindirik hücreler ise kenarında daha yoğundur. Bu nedenle gece gökyüzünde gözümüzün kenarından gördüğümüz bir yıldızı, ona doğrudan bakınca göremeyiz. Çünkü burada ışığa hassas silindirik hücreler daha az olduğundan görüntü kaybolur. Aynı şekilde gözümüzün kenarıyla baktığımız şekillerde renkler kaybolur.

Yapılan deneylerde, pembe renge bakan kişilerin rahatladıkları, kırmızı, turuncu ve sarı gibi sıcak renklere bakanlarda tansiyonun yükseldiği, nabzın ve solunumun hızlandığı, terlemenin çoğaldığı, mavi rengin ise tam tersi etki yarattığı belirlenmiştir.

Araştırmalar insanların en çok mavi rengi sevdiklerini, bunu kırmızı ve yeşilin takip ettiğini göstermektedir. Erkekler yeşil, deniz mavisi, turuncu ve koyu mor renkleri tercih ederken, kadınlar firuze yeşili, açık mavi, pembe gibi açık-uçuk renkleri, çocuklar ise mavi, kırmızı, yeşil, sarı ve turuncu gibi canlı renkleri daha çok sevmektedirler.

Bir binada sarı renge boyanmış bir tavan, odayı daha yüksek, sarı renkli duvarlar ise daha geniş gösterir. Kliniklerin sıcak renklere boyanması, beyaz rengin hastalarda yarattığı hüzün duygusunu azaltır. Ayaküstü hazır yiyecek satan dükkanların duvarları iştah açtıran portakal rengine boyanırken yarış arabalarında kırmızı veya turuncu-sarı renkler tercih edilir. Aslında bir renk olmayan, daha doğrusu renksizlik olan siyah da makam araçlarının klasik rengidir.

Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışıklarında 'dur' sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur. Ameliyathanelerde, bulaşan kan rengini belli etmeyeceği için mantıken kırmızı giysi kullanılması gerekirken, teskin edici mavi ve yeşil renkler tercih edilir.
Share:

Karikatür ve Karikatür'ün Kısa Tarihi

Karikatür ve Karikatür’ün Kısa Tarihi
Türkçeye Fransızcadan geçen karikatür sözcüğü, İtalyanca yüklemek veya sorumlu tutmak anlamına gelen caricare sözcüğünden türemiş olup, ilk defa İngiliz Doktor Sir Thomas Browne'un 1716 yılında yayımladığı Christian Morals adlı kitapta geçmiştir. Bu bağlamda, karikatür anlam yüklenmiş resim anlamına gelmektedir. Diğer bir tanıma göre de karikatür, ele aldığı konuları komik veya iğneleyici olması için abartan ve çarpıtan resim türüdür. 
Leonardo da Vinci’nin belirli kusurları modele dökmek için insanları gözlemesi sonucu ortaya koyduğu eserleri bilinen en eski modern karikatür örneklerini oluşturur. Diğer bir sanatçı Gian Lorenzo Bernini (1598-1680) bir insanı 3 – 4 çizgi ile insanı mizahi olarak betimlemesiyle bilinir. Zamanla karikatür sanatı Avrupa’da Aristokrat kesimde yaygınlaşmaya başlamıştır. 
Dünyada yayımlanan ilk karikatür kitabı İngiltere'de basılan ve Mary Darly'nin A Book of Caricaturas (1762) adını verdiği eserdir. Yine 18. yüzyılda bu alanda uzmanlaşan İngiliz Thomas Rowlandson (1756–1827) ve James Gillray (1757–1815) gibi isimler de önemli eserler vermiştir.
Türkiye’de ise karikatür, batı etkisi altında gelişmiş sanatlar arasındadır. Tanzimat döneminden sonra gazete ve dergilerin çoğalması ve baskı tekniklerinin ilerlemesi grafik sanatlarının da gelişmesine neden olmuş buna bağlı olarak da gazete ve dergilerde haberleri anlatan veya destekleyen çizimler görülmeye başlanmıştır. Karikatür tarihimizin ilk basılı karikatürü 1870’te Teodor Kasap’ın yayınladığı ilk mizah dergisi Diyojen de görülür. 24 Kasım 1870 tarihini taşıyan bu karikatür imzasız olarak yayınlanmıştır. 
Karikatür sanatının ülkemizde geç kalışının sebebi Osmanlı İmparatorluğu’ nda dinsel etkilerle konulan resim yasağıdır. Bu nedenle sanatçılar farklı alanlara yönelmişlerdir. Temelini eleştirel güldürüye dayandıran karikatür sanatının teokratik monarşiye dayalı bir düzende gelişmesi oldukça güçtür. Gerçek anlamda karikatür ile karşımıza çıkan ilk isim Cem’ dir. Cem Dergisi dönemi eleştiren ve yöneticilerle amansızca savaşan ve verdiği örneklerle kendisinden sonraki kuşaklara önemli gerçekler bırakan bir mizah dergisidir. Aynı yıllarda Rıfkı, Münif Fehim ve Ramiz imzaları da görülür. Ramiz imparatorluğun son yıllarından Cumhuriyet’e yetişen bir karikatürcüdür. Cumhuriyet döneminin bir diğer karikatüristi Cemal Nadir’dir. Cemal Nadir’in yanı sıra Ramiz Akbaba, Karikatür, Mizah dergilerinde ve Yeni Sabah gazetesinde çizdiği karikatürlerle sanatın yayılmasına yardımcı olmuştur. 
Cumhuriyet sonrası dönemde “50 Kuşağı” olarak isimlendirilen grupta Selma Emiroğlu, Mim Mustafa Uykusuz, Semih Balcıoğlu, Ali Ulvi, Turhan Selçuk, Eflatun Nuri Erkoç, Ferruh Doğan, Altan Erbulak ve Bedri Koraman gibi karikatürcüler yer almaktadır. 
Yüzyirmisekiz yıllık geçmişi olan karikatürümüzde gelişim Cumhuriyet döneminde gerçekleşmiştir. Artık gülünçlükler ve basit çizgiler yerlerini toplum problemlerine bırakmıştır. 
    
Share:

Karikatür ve Mizah Yazıları

Share:

Cartoons Bağlantı

Cartoons Bağlantı
Karikatürcüler Derneği

Anadolu Karikatürcüler Derneği

Kemal Özyurt

Raşit Yakalı Karikatür Okulu

NTV Eğitim

Hakkımda

Ahmet Tanju MUŞUL
MEB' de Öğretmen
Karikatürcüler Derneği Üyesi
Evli 2 Çocuk Babası